Türk Kızılay Derneği İskenderun Şube Başkanı Ümit Günay, Türk Kızılayı Toplum Liderlerini Teşkilatlandırma Projesinin 2009 yılında Hatayda hayata geçirileceğini kaydetti
Projenin Koordinatörlüğünü Kızılay Genel Başkanlığı Başdanışmanı Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara tarafından yönetildiğine dikkat çeken Günay, “Proje halen Adana, Aydın, Bolu, Bursa, Düzce, Elazığ, Erzincan, İstanbul, İzmir, Karabük, Manisa ve Muş illerinde yürütülüyor. Afet zararlarını azaltmayı hedefleyen proje 2009 yılı içerisinde de Hatay, Adıyaman, Bingöl, Denizli, Erzurum, , Kocaeli, Mersin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon ve Yalova illerinde uygulanmaya başlanacak. Halkımızın afet durumunda daha bilinçli hareket etmesini, önlem alma ve güvenli yaşam kültürünü oluşturmasını sağlamak için toplum liderleriyle (muhtar, din görevlisi, öğretmen v.b.) iş ve güç birliği oluşturulmasını hedefleyen projeyi Kızılay Genel Başkanlığı Başdanışmanı Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara yönetiyor. 2009 yılında ilimizde uygulanacak bu proje kapsamında şubemiz eğitimcileri Ankara’da eğitime tabi tutuldular.
Kapsamlı eğitimin ardından ilimize dönecek eğitimciler ile birlikte 2009 yılı başlarında proje uygulamaya konulacaktır” ifadesinde bulundu.
Yazılı açıklamasında projenin amacı ve kapsamına da ışık tutan Türk Kızılay Derneği İskenderun Şube Başkanı Ümit Günay, “Olası afet zararlarını azaltmak için toplum liderleri aracılığıyla toplumda afetlere karşı hazırlıklı olma ve sosyal sorumluluk bilincini oluşturmak ve yerelde kurumlar arası işbirliğinin geliştirilmesini sağlamaktır. Kızılay şubelerinin öncülüğünde paydaş kurum ve kuruluşların desteğiyle uygulanacaktır. Projenin hedef kitlesi toplum liderleri olarak muhtar, din görevlisi ve öğretmenler yoluyla tüm Türk halkıdır. Bu üçlü grup, Türkiye’de yaygın ağı olması; tüm coğrafik kesimlerde saygınlığı ve liderliği kabul edilmiş olması sebebiyle hedef grup olarak seçilmiştir. Projenin paydaşları; Türk Kızılayı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, ODTÜ Eğitim ve Psikoloji Fakülteleri, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi gibi çeşitli üniversiteler ve alanıyla ilgili olarak ilgili sivil toplum kuruluşlarıdır. Projenin ana hedefleri ise; toplum liderleri aracılığıyla halkı yaşadıkları bölgedeki afet tehlikeleri ve riskler hakkında bilinçlendirmek ve bu yolla zarar azaltma kültürü oluşturmak, Kızılay şubelerinde afete hazırlık ve zarar azaltma konusunda toplumu harekete geçirme kapasitesini oluşturmaktır” dedi.
AFETE HAZIRLIK BİREYDEN BAŞLAR
Son olarak afet risklerinin belirlenmesi, mümkünse önlenmesi veya doğuracağı hasarın en az düzeye indirgenmesi için alınması gereken önlemler zarar azaltma çalışmaları olarak kabul edildiğini vurgulayan Günay, “Bu yaklaşım toplumun afet riskleri konusunda bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi ve baş edebilme kapasitesinin geliştirilmesi, afet öncesi ve sonrasında uygulanan mevzuat ve kurumsal yapılanmanın geliştirilmesi gibi faklı faaliyetleri çalışma kapsamına almaktadır. Bir afeti izleyen ilk 72 saat içerisinde yardımın çoğunu o anda etrafımızdaki yakınlarımızdan veya çevremizdeki diğer kişilerden alırız. Bu nedenle olası afetlere karşı hazırlıklı olma, bilgi, beceri ve donanımımızı artırma son derece önem kazanmaktadır. Unutmayalım ki, afetin etkisine göre devletlerin müdahale kapasiteleri değişmekte, hatta büyük afetlerde çoğu zaman devletler tek başına tüm ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Genel olarak vatandaşlar afet öncesi, sırası ve sonrasında alınacak önlemlerin çoğunu resmi yetkililerden yani devletten beklemektedir. Toplumda yaygın olan bu beklenti ve tutumlar, mahalli örgütlenmeler ve sivil toplum kuruluşlarına olan katılımın düşük olmasına sebep olmaktadır. Oysa ki afet zararlarının azaltılması çalışmalarında hepimize önemli görevler düşmektedir. Afete hazırlık bireyden başlar gerçeğini unutmadan, öncelikle bireyler ve kurumlar afet zararlarının azaltılması konusunda kendilerine düşen bu görevleri çok iyi bilmeli ve yerine getirmelidirler. Afetlere dirençli bir toplum ancak üç hazırlığın toplamıyla sağlanabilir; biri eksikse toplum afetlere karşı dirençsiz demektir. Bunlar bireysel hazırlık, kurumsal hazırlık ve ulusal hazırlıktır” şeklinde görüş bildirdi.
29.11.2008
|
|